• 22
    Haziran
    Anne Teresa De Keersmaeker / Rosas
    Rosas danst Rosas

    22 Haziran 2013 | Cumartesi 20:00
    Beşiktaş Fulya Sanat




    Süre: 100'





    Arkadaşıma Gönder >

    Anne Teresa De Keersmaeker, iDANS sahnesine geri dönüyor! Sanatçı bu sefer Türkiye’de ilk kez sahnelenecek olan Rosas danst Rosas (Rosas, Rosas’ı dans ediyor) adlı çağdaş dans tarihinde bir çığır açmış olan eseriyle festivale konuk oluyor. Anne Teresa De Keersmaeker, 30 yıl sonra üçüncü kuşaktan üç kişiyle beraber dans etmek üzere sahnedeki yerini alacak. 

    (22 ve 23 Haziran tarihlerinde sahnelenecektir.) 

     

     

    1982 yılında yarattığı Fase (Faz) ile dans dünyasında bir dönüm noktası haline gelen De Keersmaeker, bundan bir yıl sonra etkileyici kompozisyonuyla izleyicileri bir kez daha şaşırtmayı başarmıştı. Rosas danst Rosas, 1983’teki sunumundan sonra çok büyük başarı elde etmiş; Rosas Topluluğu’nun doğmasına da vesile olmuştu. Dünyanın çeşitli yerlerinde sayısız defa icra edilen gösteri bir klasiğe dönüştü; yaratıldığından bu yana geçen 30 yıl içinde yeni dansçı grupları tarafından tekrar tekrar öğrenildi. 1997 yılında Thierry De Mey (2009’da Light Music/Hafif Müzik ile iDANS 02’de yer almıştı) çeşitli kadro ve kuşakları bir araya getirerek eser hakkında bir film hazırladı. Rosas danst Rosas, aynı zamanda “yazar hakları” ve “koreografi intihali” meseleleri hakkında yakın zamanda cereyan eden bir tartışmaya konu oldu. Bu hadise de avangard sanatla popüler kültür arasındaki ilginç bir karşılaşmaya işaret ediyor. 

     

    De Keersmaeker’ın daha sonraki işlerinin ayırt edici özelliği haline gelecek olan gerilimler Rosas danst Rosas’da kendini göstermeye başlar: Yapının akılcılığıyla duygular arasındaki karşıtlık; saldırganlıkla şefkat arasındaki diyalektik; kontrpuan ile tekseslilik arasındaki, tekdüzelik ile kendine özgülük arasındaki etkileşim.

     

     

    Koreografi: Anne Teresa De Keersmaeker | Yaratıcılar:Anne Teresa De Keersmaeker, Adriana Borriello, Michèle Anne De Mey, Fumiyo Ikeda | Dansçılar: Anne Teresa De Keersmaeker/Sandra Ortega Bejarano, Tale Dolven, Elizaveta Penkova, Sue-Yeon Youn | Müzik: Thierry De Mey, Peter Vermeersch | Müzisyenler: Thierry De Mey, Walter Hus, Eric Sleichim, Peter Vermeersch | Sahne Tasarımı: Anne Teresa De Keersmaeker | Işık Tasarımı: Remon Fromont  | Kostümler: 1983: Rosas; Yeniden Sahneye Koyuş: Anne-Catherine Kunz| Teknisyenler: Wannes De Rydt, Michael Smets | Yapım: 1983 İlk Yaratım: Rosas, Kaaitheater, Klapstuk; 1992 Yeniden Sahneye Koyuş: Rosas, De Munt/La Monnaie; 2009 Yeniden Sahneye Koyuş: Rosas | İlk Gösterim: 6 Mayıs 1983, Kaaitheaterfestival içinde, Théâtre de la Balsamine, Brüksel | Ödüller: Koreografı için Bessie Ödülü New York (1987); Işık tasarımı için Bessie Ödülü New York (1987); l’Association des Journalistes du Spectacle (Sahne Sanatları Gazetecileri Derneği) tarafından verilen Eve du Spectacle Ödülü (1989)


    Anne Teresa De Keersmaeker (1960), 80’lerin başından itibaren Avrupa dansında devrimler gerçekleştirmiş öncü bir koreograftır. 1978’den 1980’e kadar Maurice Béjart tarafından kurulan Mudra dans okulunda öğrenim gördü. 1981 yılında New York’taki Tisch School of the Arts’da okudu. İlk yapımı olan Asch’dan (1980) itibaren, işlerini yaratmak için sık sık bestecilerle çalıştı: Hareketle müziği birleştirme konusunda olağanüstü bir hassasiyet gösterdi. Fase, four movements to the music of Steve Reich (Faz, Steve Reich’in Müziğine Dört Hareket) adlı koreografisi uluslararası bir atılım gerçekleştirdikten sonra, 1983 yılında kendi topluluğu Rosas’ı kurdu. Aynı yıl içinde, müziklerini Thierry De Mey ve Peter Vermeersch’in yaptığı Rosas danst Rosas’ı yarattı. De Keersmaeker bu işiyle 1988 yılında New York’da Bessie Ödülü’ne layık görüldü. 1992’den bu yana, Rosas, Brüksel’deki Théâtre Royal de la Monnaie/De Munt’da “misafir topluluk” olarak çalışmalarına devam etmektedir. De Keersmaeker’ın oradaki ilk projeleri, büyük ölçekli bir yapım olan ERTS ve yönetmenliğini Peter Greenaway’in üstlendiği bir film için yarattığı Rosa’dır. O zamandan beri, birçok farklı türden müzik parçaları üzerine hareket, jest ve metinlerden meydana gelen karmaşık yapılar kurarak koreografi yapmaktadır. De Keersmaeker, 1995 yılında kendi dans okulu P.A.R.T.S.’ı (Performans Sanatları Araştırma ve Eğitim Stüdyoları) açtı. Dört yıllık bir ders programı olan P.A.R.T.S. , dünyanın her tarafından yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü çağdaş dansın önemli merkezlerinden biridir. Sanatçı, Fransız hükümetinden Officier de l’Ordre des Arts et des Lettres (2000); Paris Belediyesi’nden la médaille de Vermeil (2002) ödüllerini aldı. 2001 yılında, Belçika Kralı II. Albert De Keersmaeker’a “barones” ünvanı verdi. Sayısız başarılarına en son katkı, 2011 yılında American Dance Festivali’nin verdiği “hayat boyu başarı” ödülü oldu. En Atendant adlı eseri, 2010’da Avignon Festivali’nde ilk gösterimini yaptı. Bu eserle beraber, müzikle dansı eşleştirmek konusundaki araştırmalarında farklı bir aşamaya geçti. Bu seferki başlangıç noktası temelinde ahenksizlik ve zıtlık bulunan, 14. yüzyıla ait karmaşık ve entellektüel bir çoksesli müzik biçimi olan “Ars Subtilior”du. Son eseri Cesena da “Ars Subtilior” üzerine kuruludur. En Atendant’ın tamamlayıcısı olarak tasarlanan bu eser, 2011’de Avignon Festivali’nde ilk kez seyirci karşısına çıktı. Sanatçı, 2012’de Choreographer’s Score: Fase, Rosas danst Rosas, Elena’s Aria, Bartók (Koreografın Skoru: Fase, Rosas danst Rosas, Elena’s Aria, Bartók) kitabını yayımladı. Bu kitap, performans teorisyeni ve müzikolog Bojana Cvejić ile aralarında geçen konuşmalar biçiminde ilerler. De Keersmaeker’ın şu sıralar Boris Charmatz ile üzerinde çalıştığı düet, Johann Sebastian Bach’ın ikinci Partita’sındaki Chaconne’a dayanıyor. Bu proje, 2013 Mayıs’ında Kunstenfestivaldesarts’da ilk gösterimini yaptı. 

     

                                                                

     

    Anne Teresa de Keersmaeker Rosas danst Rosas’la 1983 yılında dans dünyasında bir dönüm noktasını imledi. Bu prodüksiyon Brüksel’deki Kaaitheater Festivali’nde sunulmakla kalmadı, aynı zamanda Rosas Topluluğu’nun resmi olarak ilan edilmesine vesile oldu. Rosas’ın ilk dört kadın dansçısının hepsi de Mudra’nın eski öğrencileriydi. Anne Teresa De Keersmaeker ile Michèle Anne De Mey’e Fumiyo Ikeda ile Adriana Borriello eklenmişti. Thierry De Mey ve Peter Vermeersch’in Rosas danst Rosas için bestelediği müzik, koreografiyle eş zamanlı bir şekilde ortaya çıktı. Bu performans beş parçadan oluşur: Hem dans hem de müzik tekrara dayanan, minimalist ilkeleri temel alır.


    Aynı adlı bir filme de çekilen Rosas danst Rosas’da iki tür hareket birbirinin içine geçiyor. Bir taraftan nitelendirmenin kolay olmadığı soyut hareketler görünüyor; diğer taraftan daha somut, tanıdık jestler kullanılıyor. Elini saçında gezdirmek, üzerindeki bluzu düzeltmek, başını aniden bir tarafa çevirmek gibi… Bu jestler gündelik hareketlere işaret ettiği için doğrudan bir anlam ifade eder. Sanki çalışma sürecindeki sıradan hareketler birebir alıntılar gibi performansın içine sızmıştır. Ancak performansın aldatıcı kapalılığı (“Bu yalnızca bir dans”) hiç durmaksızın daha dünyevi bir gerçekliğe doğru açılır. Bunu sağlayan yalnızca hareket şekli değildir. Örneğin, birinci ve ikinci bölümler arasında dansçılar sandalyeleri ve ayakkabıları kendileri çıkarırlar, kıyafetlerini ütülerler; solukları yerine gelsin diye oyalandıkları apaçıktır. Fiziksel olarak çok yorucu olan dördüncü kısımda da, bitkinliklerini saklamazlar: Sahnede nefes nefese soluduklarını duyar, terlediklerini görürsünüz.


    Bu kısa anlar, bir beden sanatı olarak dansın adeta “öteki yüzü”nü açığa vurur. Klasik bale performanslarında bu tür
    durumlarla karşılaşılmaz. Modern koreografilerde bile icracılar gösterdikleri çabayı, hissettikleri yorgunluğu çoğunlukla gizlerler. Ne var ki, Rosas danst Rosas’da ve De Keersmaeker’ın sonraki eserlerinde, sıklıkla dans performansının gündelik fiziksel yaşamdan çok farklı bir gerçekliği sergilediği yanılsamasına karşı bir duruş vardır. Sözgelimi, De Keersmaeker hiçbir zaman kendi koreografilerinin fevkalade mükemmel bir şekilde icra edilmesini hedeflememiştir: Dansçılarının eşzamanlı hareketleri mutlak bir kusursuzla sergilemelerini beklemez. Bu nedenle Rosas performanslarında her zaman kendine has bir ifade şekli ve “insancıllık” göze çarpar.


    Rosas danst Rosas’ın ilk bölümü yerde geçer ve sessizdir. Yerde uzanan dört dansçı, yuvarlanma hareketleri ve bunların arasındaki aşamalarla sahnenin sağ arka tarafından sol önüne doğru büyük bir diagonal hareket inşa ederler. Bu devinime dansçıların kesik kesik nefes alırken, kollarını zemine çarpıp yuvarlanırken çıkardığı bütünüyle “insani” müzik eşlik eder. İkinci bölümde sahnede (Fase’deki “Come Out” bölümünü akla getiren) çapraz bir şekilde yerleştirilmiş sandalyeler vardır. Hareketler, metalik sesli vuruşları olan vurmalı bir müziğe tepki veren hızlı, sert, enerjik jestlerden oluşur. Üçüncü bölüm de birincisi gibi düz çizgilerle diyagonaller arasında bir oyuna benzer. Hareket edilen ışık koridorları bu yapıyı ön plana çıkarır. Bu bölümde dansçıların rastlantısal ya da bilinçli bir şekilde tek omuzlarını çıplak bırakmaları en çarpıcı somut jestlerden (baştan çıkarma ritüeli?) biridir. Dördüncü bölüm bir grup dansıdır. Dansçılar fiziksel yorgunluğun son raddesine yaklaşır. Diyagonaller, düz çizgiler ve daireler birbirini takip eder. Son kısım, parçayı bitirmek üzere tasarlanmış kısa final bölümüdür. Dansçıların yorgunluğuyla alakalı hakiki, somut jestlerden ibarettir. Parça boyunca dört kadının uyumlu bir şekilde dans ettiği birçok an bulunur ancak yine de dört sayısının bütün olası çeşitlemeleri denenir. Örneğin, üç dansçı aynı hareketi yaparken dördüncü dansçı aksine hareket eder. Veya ikişer ikişer, bir artı bir artı iki, bir artı iki artı bir gibi düzenlemelerle hareket ederler.


    Rosas danst Rosas’da De Keersmaeker’ın sonraki eserlerinin ayırt edici özelliği haline gelecek olan çeşitli gerilim alanları da kendini göstermeye başlar: Özellikle hareketlerin akılcılığı (“önceden planlanmışlığı”) ile duygular arasındaki karşıtlık, saldırganlık ile şefkat arasındaki diyalektik, (kıyafetlere ya da hareketlere dair) tekdüzelik ile kendine özgülük (dansçıların bir örnek olan kıyafetleri farklı fiziksel özellikleri dolayısıyla değişik şekillerde ön plana çıkarmaları, ya da aslında uyumlu olan hareketlerin icrası sırasında ortaya çıkan bireysel vurgular gibi) arasındaki etkileşim.


    Marianne Van Kerkhoven



    Geri