• Sergi



    Peggy Jarrell Kaplan

     

    Koreografların Portreleri: Beden’den Yüz’e (1985-2012)

     

    4-9 Ekim Haliç Kongre Merkezi

    13-18 Ekim garajistanbul 

     

    iDANS’ta bugüne dek sunulan ilk fotoğraf sergisinde, aynı zamanda iDANS 06‘nın konuk fotoğrafçısı da olan ünlü sanatçı Peggy Jarrell Kaplan, yaratıcılarının ‘yüzleri’ aracılığıyla bizi çağdaş dansta analog bir yolculuğa çıkarıyor. Koreografların Portreleri: Beden’den Yüz’e sergisini dikkatle izleyenler, bu yolculuğun aynı zamanda 6 yıllık iDANS Festivali güzergâhı boyunca anılarımızı ziyaret olduğunu farkedeceklerdir.

     

    Peggy Jarrell Kaplan kırk yıldan uzun bir süredir hem görsel sanatçıların hem de yeni dans formlarını araştıran performans sanatçılarının fotoğraflarını çekiyor. Portrelerini çektiği sanatçılar arasında Joseph Beuys, John Cage, Andy Warhol, Pina Bausch, Merce Cunningham, Anne Teresa De Keersmaeker gibi çağdaş sanat tarihinde çığır açan sanatçılar bulunuyor. Çağdaş dans alanını çok yakından izleyen Kaplan'ın bu sergideki portreleri ise iDANS  programlarının geniş yelpazesine ışık tutuyor.

     

    Son zamanlarda düzenlenen sergileri arasında Oslo’daki CODA Festival’de sunulan Time Lines, Ljubljana’daki Balkan Dance Platform’da gösterilen Balkan Dreaming, Dublin Dance Festival sırasında gösterilen Dance Expression ve Brooklyn’deki CPR – Center for Performance Research’de gerçekleşen Summer Session: New York-Based Women Choreographers bulunmaktadır.

     

    Daha önceki sergileri arasında, Kaplan’ın Japon portrelerini içeren ve 2009 yılında New York’taki Nippon Gallery’de gösterilen Japanese Mood bulunmaktadır. Portreleri 2007 yılında Berlin’deki Tanz im August ve Ottawa’daki National Arts Centre’la ortaklaşa olarak sergilenmiştir. Dance Icons ve Pina Bausch and her Dancers portreleri 2005-06 sezonu boyunca Londra’daki Sadler’s Wells Theatre’da sergilenmiştir. 2004’de portreleri Pina Bausch tarafından Almanya’nın Düsseldorf şehrindeki Tanzhaus NRW dans festivalinde kullanılmak üzere seçilmiştir. 2002 yılında uluslararası koreograf portreleri Fransa’da Créteil’deki La Maison des Arts’da sergilenmiştir.

     

    Kaplan’ın koreograf portreleri ayrıca Paris’teki Centre Pompidou’da, Londra’daki Riverside Studios’da, Stockholm’deki Dance Museum’da ve New York’taki Lincoln Center Library ve Museum of the Performing Arts’da sergilenmiştir. Amsterdam, Montpellier, Glasgow, Salzburg, Montreal, Aruba, Lisbon ve Stockholm’deki dans ve tiyatro festivallerinde sergiler açmıştır.

     

    The Next Wave Festival’ın ortaya çıkışından bu yana Brooklyn Academy of Music ile birlikte çalışan Kaplan, burada katalog portre fotoğrafçısı olarak çalıştı ve festivalin Onuncu Yıl kutlaması nedeniyle Ronald Feldman Gallery’de bir sergi açtı. Theater Instituut Nederland tarafından 1995 yılında Montreal’deki Festival de Nouvelle Danse’da Hollandalı koreografların fotoğraflarını çekmek üzere görevlendirildi. Yapıtlarını Rusya’nın Volgograd şehrinde sergilemesinin yanı sıra 1997 yılında festivaldeki tarihsel dans fotoğrafları sergisinin küratörlüğünü yaptı.

     

    Yapıtlarının yer aldığı bir katalog olan Portraits of Choreographers, 1988 yılında Paris’te Editions Bougé ve New York’ta Ronald Feldman Fine Arts tarafından yayımlandı. Kaplan’ın yapıtları The Museum of Modern Art ve Metropolitan Museum of Art’ın kalıcı koleksiyonunda yer almaktadır.

     

    Kaplan’ın bazı fotoğrafları www.feldmangallery.com adresinde görülebilir.

     

     

     

    Peggy Jarrell Kaplan’ın bir Fransız dergisinde iki sayfaya yayılmış fotoğraflarına bakıyorum. Steve Paxton ve Merce Cunningham’dan Mark Morris, Anne Teresa De Keersmaeker ve Reinhild Hoffman’a dek bu imgelerin hepsine benzer bir sükûnet hakim; çarpıcı bir edilginlik, koreograflarla dansçıların suratlarından yayılan berrak bir durgunluk.

     

     

    Yirminci yüzyıl koreograflarının araştırma biçimleriyle bakıldığında dans, her şeyden çok, zamanı evcilleştirme sanatıdır. Dans, hızı seven ve üreten bir toplumda farklı bir zaman anlayışının, askıya alınmış zamanın, sanat yapıtının zamanının, sürecin zamanının peşindedir. Pek çok koreograf, Merce Cunningham ve John Cage’in Zen felsefesinden etkilenmiş olmalarına benzer biçimde, içinde bulundukları kaotik gezegene benzersiz bir bilgelik yayarlar. Koreograflar soyut biçimde de olsa harekete anlam kazandırır; bedenin neler yapabildiğini araştırır, ancak onu yalnızca fiziksel biçimde kullanmakla yetinmeyi reddederler; görsel imgelerin tüketiminin hızlandığı bir dönemde, doğası gereği kısa ömürlü olan bir sanatı kayda geçirirler. Bunlar, “zamanı evcilleştirme sanatı”nın temelindeki üç ilkedir.

     

     

    Daniel Dobbels, Fransa’da yaşayan önemli bir koreograf olan Hideyuki Yano öldüğünde, onun en sevdiği egzersizlerden birini hatırlatmıştı:

     

    Kişinin nefes alıp verişi veya hareket edişinin kumaşın durgunluğunu bozmasına izin vermeden, karanlık ve çok ince bir örtünün arkasında gizlenmiş suratımızı hareket ettirmek ve konuşmak.[1]

     

     

    Peggy Jarrell Kaplan’ın çektiği koreograf fotoğraflarına bakarken, insan bu belli belirsiz dokunma duygusunu hissedebiliyor.

     

     

    “Kişilerin yüz ifadeleri ve varlıkları, bakışları ve jestlerinden gelip yüzeye çıkan heyecan kadar morfolojinin ortaya çıkardıklarını da merak eden fotoğrafçıları büyülemektedir.”[2] Peggy Jarrell Kaplan’ı ilgilendiren şey, “koreografın ilhamı” olarak da adlandırılabilir.

     

     

    Diane Arbus, “bir fotoğrafçı, bir sır hakkındaki bir sırdır,” demişti. Bu sırrın kendi içinde dehşet verici bir yanı olabilir. Mary Wigman, The Language of Dance’da “Dance of the Sorceress” isimli ünlü yapıtının ilhamının, bir sabah aynada kendi bezgin ve karmaşık suratını gördüğünde yaşadığı şaşkınlık hissi olduğunu itiraf etmişti. Peggy Jarrell Kaplan’ın o aynaya benzeyip benzemediği kesin olarak söylenemez. Onun portrelerinde acımasızlık yoktur. İnsan bu portrelerde acımasızlık yerine kişilerin içinde bulunan ruhaniliği fark eder.

     

     

    Portrelerin çoğu kişilerin çevreleri veya hayatına dair bilgilerle dolu değildir. Peggy Jarrell Kaplan anekdotlarla ilgilenmez. Sağduyulu ve kararlı bir biçimde, karşı karşıya onlarla çalıştığı süre boyunca tanıdığı koreograflara yönelik sevgisini gösterir. Zamanı nasıl evcilleştireceğini öğrenmek, burada da gereklidir. Bir portrenin gizemli ve derin bir biçimde insanı baştan çıkarmasını sağlamayı başarır. Yüz ve imge karşılıklı olarak birbirlerine dokunduğunda, portrenin tutkusu da koreografların tutkusuyla buluşmuş olur.

     

    Jean-Marc Adolphe. 1988. Portraits of Choreographers  –  Peggy Jarrell Kaplan kitabı için önsöz

     



    [1] Daniel Dobbels, “Night has fallen for Yano Hideyuki,” Liberation, 15 Mart 1988.

    [2] Pierre Borhan, Clichés, Haziran 1986.